Sürdürülebilirlik ile İlgili Terimler

 

[expand title=”ADAPTASYON”]

Adaptasyon kavramını “doğal veya beşeri sistemlerin yeni ya da değişmekte olan bir çevreye uyum sağlama” süreci olarak tanımlayan IPCC iklim değişikliğine uyum göstermeyi de şu şekilde açıklamaktadır: “İklim değişikliğine adaptasyon, doğal veya beşeri sistemlerin mevcut ya da beklenen iklimsel değişimlere ve bunların etkilerine uyum sağlamasıdır. Bu uyum süreci iklim değişikliklerinden doğacak zararı makul seviyeye indirir veya olası avantajların kullanılmasına imkan tanır. Birden fazla adaptasyon çeşidinden bahsedilebilir. Beklenen ve tepkisel adaptasyon; bireysel ve toplum adaptasyonu; özerk ve planlı adaptasyon bunlardan bazılarıdır.” “Adaptasyon” kelimesi genel olarak sorunun kaynağını bulmak ve çözümlemek yerine çevreden gelecek zararı kontrol altına almaya çalışmak anlamında kullanılmaktadır. Ayrıca “Yavaşlatma” bölümüne bakınız.

[/expand]

[expand title=”ALTERNATİF ENERJİ”]

Alternatif enerji, çevreye zarar veren bir enerji kaynağının yerine çevreye zararı dokunmayacak alternatif bir enerji kaynağının kullanılması anlamına gelen kapsayıcı bir terimdir. Söz gelimi, CO2 salınımını engellemek için fosil yakıtlar yerine rüzgar türbinleri kullanılması. “Alternatif enerji” kavramıyla ilgili bilinmesi gereken önemli bir nokta bunların nükleer enerji içermediğidir.

[/expand]

[expand title=”ANTROPOJENİK”]

Sözlük anlamı “insan yapımı” olan antropojenik terimi, insan faaliyetleri sonucunda meydana gelen şeyler için kullanılmaktadır.

[/expand]

[expand title=”BAĞLANTI NOKTASI”]

“Bağlantı noktası” bağ, ilişki veya bağlantı anlamına gelir.

[/expand]

[expand title=”BEŞİKTEN BEŞİĞE”]

Beşikten beşiğe, son aşamanın (ürünün çalışma ömrünün sonu) geri dönüşüm işlem- lerinden oluştuğu bir tür ömür boyu değerlendirmesidir. Geri dönüşüm işlemleri sonucunda yeni, benzer ürünler (geri dönüşüm – ör: toplanan cam şişelerden yine cam şişe elde edilmesi) veya farklı ürünler (düşük dönüşüm – ör: toplanan cam şişelerden cam pamuğu yalıtımının elde edilmesi) üretilebilir.

Beşikten beşiğe kavramı geniş anlamıyla sistematik bir yaklaşımdır ve bu yaklaşım için doğadaki sistemlerden esinlenilmiştir. Bu yaklaşımın hedefi atıkları bir kaynak olarak kullanıp bu yolla yeni bir şeyler üretmektir. Böylece hiçbir şekilde atığı olmayan bir sistem yaratılması amaçlanmaktadır.

[/expand]

[expand title=”BEŞİKTEN GİRİŞE”]

Beşikten girişe terimi kısmi bir ömür boyu değerlendirmesidir. Bu değerlendirmede ürünün ömrü üretim (beşik) ile fabrika girişi (nakliyeden önce) arasında yer alır. Kullanım ve hurdaya çıkarma aşamaları genellikle hesaba katılmaz.

[/expand]

[expand title=”BEŞİKTEN KAPIYA”]

Üretimden (beşik) kullanım ve hurdaya çıkarma aşamalarına (mezar) kadar geniş bir aralığı kapsayan beşikten mezara kavramı eksiksiz bir ömür boyu değerlendirmesidir. Ürün ömrüne ait bütün aşamalarda eldeki tüm girdi ve çıktılar dikkate alınır.

[/expand]

[expand title=”BREEAM”]

BRE (İngiltere’de bulunan Bina Araştırma Kuruluşu) tarafından geliştirilen Çevresel Değerlendirme Yöntemidir. Çevre ve sürdürülebilirlik ile ilgili çeşitli konuları değerlendiren ve bina tasarımcılarına binalarının çevresel faktörlere uygunluğunu kanıtlaması için yardım eden binalara yönelik bir çevresel değerlendirme yöntemidir.

[/expand]

[expand title=”CE İŞARETİ”]

CE işareti, Avrupa Ekonomik Alanı (EEA-European Economic Area) içindeki ürünlerde kullanılan zorunlu bir uygunluk işaretidir. Bir ürünün CE işareti taşıması AB tüketici güvenliği, sağlığı veya çevre ilgili konulardaki gereksinimleri karşıladığını gösterir. CE’nin açılımı “Conformité Européenne” şeklindedir.

[/expand]

[expand title=”CO2e“]

CO₂e, “karbondioksit eşdeğeri” anlamına gelmektedir. CO₂e, çeşitli sera gazlarının neden olduğu salınımları karşılaştırmak için kullanılan bir ölçüttür. Bu ölçümde söz konu- su gazların dünyayı ısıtma potansiyelleri temel alınır. Daha detaylı anlatmak gerekirse bu ölçüm ile söz konusu sera gazının küresel ısınmaya ne oranda katkı sağladığı ve aynı ısınma etkisini 100 yılda meydana getirmek için ne kadar CO₂e gazına ihtiyaç duyulduğu belirtilir. Söz gelimi, metan (CH4) gazının küresel ısıtma potansiyeli CO₂ gazından 23 defa; azot oksit (N2O) gazının potansiyeli ise yaklaşık 300 kere daha fazladır.

[/expand]

[expand title=”ÇEVRE”]

Çevremizde (veya doğal çevremizde) canlı ve cansız varlıklar bulunmaktadır. Çevremizde, insan müdahalesi olmadan doğal sistemler şeklinde işlev gören ekolojik birimler ve insan faaliyetlerinden kaynaklanmayıp kesin çizgilerle sınırlarını belirleyemediğimiz hava, su, iklim, enerji, radyasyon, elektrik ve manyetizm gibi doğal kaynaklar ile fiziksel olaylar vardır.

[/expand]

[expand title=”ÇEVREYE DOST”]

Biyolojik olarak parçalanabilir malzemeler kullanılarak vb. yöntemlerle doğal çevreye verilen zararı en aza indirecek şekilde tasarlanan eşyaları ve hizmetleri, yasaları, yönet- melikleri ve politikaları belirtmek için çevreye dost terimi kullanılmaktadır. Doğa dostu ve yeşil ifadeleri de çevreye dost terimi ile eş anlamda kullanılmaktadır.

[/expand]

[expand title=”EMİSYON(DOĞRUDAN)”]

Doğrudan emisyon, bir bacadan yükselen sera gazları gibi doğrudan bir bireyden, olaydan, organizasyondan veya üründen kaynaklanan sera gazı(SG) emisyonlarını belirtmek için kullanılır. Üretim işlemlerinden, fabrika araçlarından ve doğrudan kontrol edilebilen her türlü kaynaktan gelen kirletici unsurlar doğrudan emisyon kapsamındadır. SG protokol listesinde SG için üç farklı “kapsam alanı” mevcuttur. Kapsam alanı 1, doğrudan SG emisyonlarının tümünü içermektedir.

[/expand]

[expand title=”EMİSYON(DOLAYLI)”]

Bu tipteki emisyonlar bir bireyden, olaydan, organizasyondan veya üründen dolaylı olarak kaynaklanan SG emisyonlarıdır. Bir şirketin vb. faaliyetlerinden doğan ve bir ürünün kullanımından ya da satın alımından kaynaklanan tüm emisyonlar dolaylı emisyon kapsamına girer. Örneğin bir elektrik santralinin temin ettiği elektrik emisyona neden oluyorsa bu da dolaylı emisyon olarak kabul edilir. Ham maddelerin üretiminden kaynaklanan emisyonlar da dolaylı tiptedir. SG protokol listesinde SG için üç farklı “kapsam alanı” mevcuttur.

Kapsam alanı 2, satın alınan elektriğin, ısının veya buharın tüketiminden kaynaklanan dolaylı SG emisyonlarını kapsamaktadır.

Kapsam alanı 3’te ise şu dolaylı emisyonlar mevcuttur: satın alınan madde ve yakıtların üretiminden kaynaklanan emisyonlar, bir kurumun mülkiyeti veya kontrolü altında olmayan araçların ulaşım faaliyetlerinden kaynaklanan emisyonlar, Kapsam alanı 2’ye dahil olmayan elektrik ile ilgili faaliyetler (ör: İletim ve Dağıtım kayıpları), dış kaynaklı faaliyetler, atıkların elden çıkarılması vb.

[/expand]

[expand title=”ETL İŞARETİ”]

ETL işareti, Amerika’da bulunan deney laboratuvarı Intertek tarafından geliştirilen bir ürün sertifikalandırma işaretidir.

[/expand]

[expand title=”GERİ DÖNÜŞÜM”]

Kullanılmış malzemeleri yeni ürünlere dönüştürmeye geri dönüşüm denmektedir. Geri dönüşüm, kullanılma potansiyeli olan malzemelerin israf edilmesini engeller ve yeni ham madde tüketimini azaltır. Bunların dışında geri dönüşüm, “geleneksel” atık boşaltma ihtiyacını azaltarak enerji kullanımını düşürür, hava kirliliğini  ve su kirliliğini (arazi doldurma) azaltır, ayrıca normal üretimle karşılaştırıldığında daha az SG emisyonuna neden olur. Birçok cam, kağıt, metal, plastik, kumaş ve elektronik parça geri dönüşüme izin verir.

Bir malzemeye geri dönüşüm işlemi uygulanması aynı malzemeden yeni bir ürün oluşturulması anlamına gelmektedir. Öte yandan bu işlem aynı ürünü ham maddeden veya diğer kaynaklardan yararlanarak üretme ile karşılaştırıldığında daha zor ve mas- raflıdır. Bu nedenle geri dönüşüm yerine yeni malzemeler (ör: başka şekillerde camlar) kullanılarak yapılan üretim tercih edilmektedir.

Bazı maddelerin kompleks ürünlerden çıkarılması ile yapılan geri dönüşümler de vardır. Bu çıkarma, maddelerin gerçek değerinden (ör: bilgisayar parçalarının içerdiği altın) veya tehlikeli nitelikte (ör: çeşitli eşyalardan çıkarılan ve yeniden kullanılan cıva) olmasından kaynaklanabilir.

[/expand]

[expand title=”IPCC”]

IPCC (Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli) iklim değişikliği ile ilgili güvenilir değerlendirmeler yapan önemli bir organizasyondur. IPCC, Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) ve Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) tarafından iklim değişikliğinin mevcut durumu hakkındaki bilimsel görüşleri ve iklim değişikliğinin çevreye karşı olası etkileri ile sosyoekonomik sonuçları dünya ile paylaşmak için kurulmuştur. IPCC, elde olan bilgileri tarafsız bir şekilde değerlendirebilmek için çok sayıda bilim insanının çalışmalarına ve fikirlerine önem verir.

[/expand]

[expand title=”İKLİM”]

İklim, hava ile eş anlamlı değildir ve çevremizin yalnızca bir parçasını oluşturur. IPCC’ye göre: “Dar anlamıyla iklim genellikle ‘ortalama hava durumu’ olarak tanımlanır. Daha detaylı açıklamak gerekirse çok uzun bir süre zarfında çeşitli faktör ve miktarlar üzerinde gözlenen değişimlerin istatistiksel tanımlarıdır. Söz konusu süre, Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) tanımına göre genellikle 30 yıldır. Faktör ve miktarlar ise sıcaklık, yağış ve rüzgar gibi yüzeysel değişkenlerdir. Geniş anlamıyla iklim, iklim sisteminin mevcut durumudur. “

[/expand]

[expand title=”İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ”]

IPCC’ye göre zaman içinde iklimde doğal koşullar nedeniyle veya insan faaliyetleri sonucunda meydana gelen tüm değişimler iklim değişikliği olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinde (UNFCCC) belirtilen iklim değişikliği tanımı ile uyuşmamaktadır. Bu sözleşmede iklim değişikliği şu şekilde ele alınmıştır: “İklim değişikliği, doğrudan veya dolaylı olarak insan faaliyetleri sonucu oluşan ve atmosfer bileşenlerini değiştiren bir değişimdir. Ayrıca iklim değişikliği, doğal iklim değişimine ek olarak mukayese edilebilecek süreler içinde meydana gelir.”

[/expand]

[expand title=”KARBON”]

“Karbon” kelimesi, “karbon ayak izi” teriminde olduğu gibi genellikle ana sera gazlarını belirtmek için kullanılmaktadır. Fakat yalnızca CO2 için kullanıldığı durumlarda vardır. Ana sera gazlarını; karbondioksit (CO2), metan (CH4) ve azot oksit (N2O) gazları oluşturur.

[/expand]

[expand title=”KARBON VERGİSİ”]

Karbon kredisi, karbon pazarında kullanılan bir işlem birimidir. Bir karbon kredisi bir ton CO2 değerine (veya bazı pazarlarda CO2 eşdeğer gazlara) eşittir. Karbon kredileri CO2e emisyonunu düzenlemeye yardımcı olur. Sera gazı emisyonunun masraf anlamına geldiği ilkesinden hareketle insanları karbon emisyonunu azaltmak için teşvik eder. Organizasyonlar, şirketler ve bireyler hedeflerine ulaşmak için karbon kredisi alabilir ve/ya emisyonun azaltılmasını destekleyebilir. Buna karbon dengeleme adını veriyoruz.

[/expand]

[expand title=”KARBON DENGELEME”]

Karbon dengeleme en genel tabiriyle, yaydığınız sera gazlarını atmosferden çıkarması için başka birine ödeme yapmanız anlamına gelmektedir. Örneğin karbon kredisi ala- bilir ve bu krediyi kullanmamayı tercih edebilirsiniz. Bunun dışında emisyon azaltma amacı güden projelere ortak olabilirsiniz. Rüzgar santrali, biyokütle enerji sistemleri veya hidroelektrik barajları gibi yenilenebilir enerjiyi ön plana çıkaran projelere sıkça rastlanmaktadır. Sıkça rastlanan diğer projeler arasında enerji tasarrufu, endüstriyel kirleticilerin veya zirai yan ürünlerin yok edilmesi, toprakta bulunan metan gazının yok edilmesi ve ormancılık ile ilgili faaliyetler bulunmaktadır.

[/expand]

[expand title=”KARBON AYAK İZİ”]

CO2 eşdeğeri olarak da belirtilen karbon ayak izi “doğrudan veya dolaylı olarak bir birey- den, organizasyondan, olaydan ya da üründen kaynaklanan sera gazı emisyonlarının toplamıdır”.

[/expand]

[expand title=”KARBON ETİKETİ”]

(İngiltere Carbon Trust’ın oluşturduğu gibi) bir karbon etiketi, “beşikten girişe” (birleşik karbon) veya “beşikten mezara” bir ürüne ait toplam sera gazı emisyonunu gösterir. Emisyonların içerdiği CO2e gazı paket ağırlıklarına göre gram cinsinden gösterilir.

[/expand]

[expand title=”KÜRESEL ISINMA”]

‘Küresel ısınma’ ifadesi insan faaliyetlerden kaynaklanan sera gazı etkisini belirtmek için kullanılmaktadır. Fakat doğal sera gazı etkisi olduğu da unutulmamalıdır.

[/expand]

[expand title=”KÜRESEL ISINMA POTANSİYELİ(KIP)”]

Küresel ısınma potansiyeli (KIP), belirli miktarda sera gazının küresel ısınmaya olan katkısını ölçmede kullanılan bir birimdir. KIP, eldeki gazı aynı miktardaki CO2 gazıyla karşılaştıran göreceli bir ölçüttür. Bakınız CO2e.

[/expand]

[expand title=”LCC”]

Ömür Boyu Değerlendirmesi anlamına gelen bu terim İngilizce Life Cycle Assessment kelimelerinin kısaltılmış halidir. Ömür Boyu Değerlendirmesi, bir ürünün tüm çalışma ömrü boyunca (kullanım süresi) çevreye olan etkisinin analizidir.

Diğer unsurların yanı sıra eksiksiz bir ömür boyu değerlendirmesinde SG emisyonu hesaplaması bulunur. Ayrıca değerlendirmede su üzerindeki etkiler gibi çevre ile ilgili bazı konular hakkında çalışmalara da yer verilir.

[/expand]

[expand title=”LEED”]

LEED, uluslar arası platformda kabul görmüş bir yeşil bina sertifikalandırma sistemidir. LEED, bir binanın veya yapının çevre ile ilgili bazı faktörleri geliştirecek stratejiler kullanarak tasarlandığı ve yapıldığı yönünde onay verir. Bu faktörler şunlardır: enerji tasar- rufu, su tasarrufu, CO2 emisyonunu azaltma, binanın iç ortamını geliştirme, kaynaklara ve etkilerine hassasiyet gösterme. LEDD, Amerikan Yeşil Binalar Konseyi (USGBC) tarafından geliştirilmiştir. LEED, ticari binalar ve yerleşim yerleri gibi tüm bina tiplerine uygulanabilir. Binanın tüm ömrünü ilgilendiren tasarım, yapım, çalıştırma, bakım, kiracıların ihtiyaçları ve önemli tadilatlar gibi unsurları kapsar. LEED, bina sahiplerine ve diğer ilgili kişilere yeşil bina tasarımı, yapımı, çalışması ve bakımı ile ilgili pratik ve etkinliği yüksek çözümler sunarak bunların uygulanabilirliğini kolaylaştırır. Diğer bina standartları arasında ise BREEAM ve Green Star bulunmaktadır.

[/expand]

[expand title=”ÖMÜR BOYU MALİYET”]

Tüm çalışma ömrü boyunca bir ürüne veya hizmete ait toplam maliyettir. Son kullanıcılar için ömür boyu maliyeti ürünü satın aldıkları andan başlayıp elden çıkarana kadar geçen sürede ürün için yaptıkları masraflar anlamına gelir. Bu masraflar içinde bakım, yedek parça ve enerji tüketimi de vardır.

[/expand]

[expand title=”REACH”]

Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması anlamına gelen REACH İngilizce Registration, Evaluation, Authorisation and Restriction of Chemical substances kelimelerinin kısaltılmış halidir. REACH, kimyasallar ve bunların güvenli bir şekilde kullanılması kapsamında oluşturulmuş bir Avrupa Komisyonu Yönetmeliğidir (EC 1907/2006). Söz konusu yasa 1 Haziran 2007 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Amacı, insan sağlığını ve çevreyi korumaya yönelik standartların geliştirilmesidir.

[/expand]

[expand title=”SERA GAZI(SG)”]

SG, Sera Gazlarının kısaltılmış halidir ve sera gazı etkisine/küresel ısınmaya neden olan farklı gazları belirtmek için kullanılmaktadır. IPCC’ye göre: “Sera gazları, doğal ve antropojenik nitelikte olan ve topraktan, atmosferden, bulutlardan gelen kızılötesi ışınımı belirli dalga boyutlarında emen veya atmosfere salan gaz bileşimleridir. Gazların bu salınımı sera gazı etkisine neden olmaktadır. Su buharı (H2O), karbondioksit (CO2), azot oksit (N2O), metan (CH4) ve ozon (O3) atmosferdeki başlıca sera gazlarıdır. Kyoto Protokolüne göre insanların atmosfere saldığı en önemli altı sera gazı şu şekildedir:

  • Karbondioksit (CO2)
  • Metan (CH4)
  • Azot Oksit (N2O)
  • Hidroflorokarbon (HFCs)
  • Perfluorokarbon (PFCs)
  • Sülfür Hekzaflorür (SF6)

[/expand]

[expand title=”SG PROTOKOLÜ”]

SG protokolü, Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyinin (WBCSD) düzenlediği bir yönetmeliktir. Protokolde bir şirketin veya organizasyonun iklime olan etkilerini belirlemek ve bununla ilgili rapor hazırlamak için nasıl bir yöntem izlenmesi gerektiği anlatılır.

[/expand]

[expand title=”SIFIR ETKİ”]

Bu terim tam olarak çevre üzerinde hiçbir yan etkinin olmaması anlamına gelmektedir.

[/expand]

[expand title=”SIFIR KARBON”]

“Sıfır karbon”, atmosfere salınımı yapılan CO2 miktarını ne arttıran ne de azaltan ya- kıtları tanımlamak için kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra şirketlerin CO2 emisyonlarını dengeleme işlemlerini belirtmek için de “sıfır karbon” terimi kullanılabilir. Şirketler emisyonlarını şu yollarla azaltabilirler:

  1. Fosil yakıtların neden olduğu CO2 emisyonunu aynı miktarda yenilenebilir enerji üre- terek veya yalnızca yenilenebilir enerji kullanarak telafi edebilirler.
  2. Karbon dengeleme yoluna başvurabilirler. Diğer bir deyişle CO2 gazının atmosferden çıkarılması için başkalarına ödeme yaparlar. CO2 gazı atmosferden şu yollarla çıkarılabilir: ağaç dikerek, olası SG emisyonlarını engelleyen karbon projelerine ortak olarak veya
  3. karbon ticareti yoluyla karbon kredisi satın alıp sonra bunları kullanmayarak.

[/expand]

[expand title=”SU AYAK İZİ”]

Bir şirkete ait su ayak izi – bu şirketin kurumsal su ayak izi – yapılan işler ve faaliyetler için doğrudan ya da dolaylı olarak söz konusu şirket tarafından kullanılan temiz suyun toplamını ifade eder. Su ayak izinin iki bileşeni vardır:

  • Çalıştırmaya yönelik su ayak izi: söz konusu şirketin çalışmaları için doğrudan kullandığı sudur.
  • tedarik zinciri su ayak izi: söz konusu şirketin tedarik zincirinde kullanılan sudur.

Çoğu iş alanının tedarik zinciri su ayak izi çalıştırmaya yönelik su ayak izinden daha fazladır. Tüketiciler bir iş alanına ait ürünü kullandıklarında son kullanım aşamasında su ayak izi meydana gelebilir. Bu, son kullanıcının su ayak izinin bir parçasıdır fakat yine de şirketler veya iş alanları son kullanım aşamasında meydana gelen su ayak izlerinden muaf tutulamazlar.

[/expand]

[expand title=”SÜRDÜRÜLEBİLİR GELİŞME”]

Sürdürülebilir gelişmeden kastedilen genel olarak şudur: gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama yeterliliklerine gölge düşürmeden mevcut ihtiyaçlarımızı karşılayabilmek. Sürdürülebilir gelişme zaman içerisinde süreklilik gösteren bir ilerlemedir ve hem insanlar hem de çevre için değeri büyüktür.

[/expand]

[expand title=”SÜRDÜRÜLEBİLİR ENERJİ”]

Sürdürülebilir enerji, enerjinin mevcut neslin ihtiyaçlarını karşılayacak fakat bu sıra- da gelecek neslin ihtiyaçlarını karşılama yeterliliğine zarar verilmeyecek şekilde elde edilmesidir. Gelişen yeni teknoloji ile fosil yakıtlarının sürdürülebilir enerji şeklinde kullanılabileceği düşünülmektedir. Bu sırada da gelecek nesiller için yeni kaynaklar geliştirilmeye devam edilecektir. Biyoyakıtlar, güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, dalga gücü, jeotermal enerji ve gel-git gücü gibi yenilenebilir enerjiler genellikle sürdürülebilir enerji kaynağı olarak kabul edilmektedir. Bu enerji ayrıca enerji tasarrufunu geliştiren teknolojileri de beraberinde getirir.

[/expand]

[expand title=”UL İŞARETİ”]

Temel olarak ürün güvenliği ile ilgilenen UL (Underwriters Laboratories), ürünlerin, malzemelerin, ürün parçalarının, montaj işlemlerinin, araç ve donanımların standartlarını ve test edilme prosedürlerini geliştiren bağımsız bir ürün güvenlik sertifikasyon kurumudur. UL işareti taşıyan bir ürün bu standartları yerine getiriyor demektir. UL, Amerikan İş Sağlığı ve Güvenliği Ajansı tarafından bu tür testler yapmak için onay alan birkaç deney laboratuvarı arasında yer almaktadır.

[/expand]

[expand title=”YAVAŞLATMA”]

IPCC’ye göre: “Azaltma, kaynakları azaltma veya sera gazı yutaklarını arttırma yönünde yapılan antropojenik müdahalelerdir.” Diğer bir deyişle insanların emisyonu azaltmak ve sera gazlarını daha sonra kullanmak üzere saklamak için yaptıkları her şeydir.

[/expand]

[expand title=”YENİLENEBİLİR ENERJİ”]

Yenilenebilir enerji güneş ışığı, rüzgar, yağmur, dalga ve jeotermal ısı gibi yenilenebilir (doğal olarak yeniden doldurulabilir) doğal kaynaklardan elde edilen enerjidir.

[/expand]

[expand title=”YERLEŞİK KARBON”]

“Yerleşik karbon”, ‘beşikten mezara’ yaklaşımı benimsenmiş bir üründeki karbon ayak izinin içerdiği CO2 gazını ürünün kg cinsinden ağırlığına göre yine kg cinsinden belirtmek için kullanılır. Örneğin, İngiltere Carbon Trust bir üründeki yerleşik karbon emisyonunun içerdiği CO2 gazını ürünün paket ağırlığına göre gram cinsinden gösteren bir etiket kabul etmiştir.

[/expand]

Pin It

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir